28 Temmuz Dünya Hepatit Günü Güncelleme Tarihi: 26 Temmuz 2019

28 Temmuz Dünya Hepatit Günü


Viral hepatitler tüm dünyada yaygın olarak görülen ve ülke ekonomilerini çok yakından ilgilendiren en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Dünya genelinde hastalığın büyük oranda geç dönemde belirti vermesi ve hastaların büyük çoğunluğunun hastalıklarının farkında olmamaları nedeniyle hepatite dikkat çekmek amacıyla Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü olarak belirlenmiştir.

2019 Dünya Hepatit Günü Kampanyasında DSÖ Dünyada 325 milyon insanın Hepatitle yaşadığını fakat % 80’inin test ve tedaviye erişimlerinin olmadığını açıklamıştır. Dünyada her üç kişiden birinin HBV ile karşılaştığı ve yaklaşık 250 milyonun üzerinde kişide HBV enfeksiyonu olduğu, yaklaşık 71 milyon kişinin HCV ile enfekte olduğu, her yıl 1 milyondan fazla kişinin ise Viral Hepatitlere bağlı siroz ve karaciğer kanseri gibi komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirdiği tahmin edilmektedir.

Hepatit, en basit anlamıyla karaciğerin iltihabıdır ve pek çok nedene bağlı olarak oluşabilir. Bu nedenlerin başında viral enfeksiyonlar gelmektedir. Viral hepatitlere sebep olan farklı hepatit virüs tipleri (hepatit A, B, C, D ve E) bulunmaktadır. Bunlardan hepatit B, C ve D kronik karaciğer hastalıklarına yol açmaktadır.

Hepatit A enfeksiyonuna neden olan Hepatit A virüsü bulaşı esas olarak fekal-oral yolla (hasta kişilerin dışkısından atılan virüsle kontamine su ve gıdaların tüketilmesiyle) gerçekleşmektedir. Çocukluk çağlarında hafif belirtilerle geçirilen Hepatit A enfeksiyonu, ileri yaşlarda daha ağır seyretmekte ve şiddetli karaciğer hastalığı ile ölümlere yol açabilmektedir. Ülkemizde hijyen kurallarına ve temizlik koşullarına uyum, temiz su kaynaklarına ulaşımın artışı, sosyoekonomik koşullarla ilgili diğer göstergelerin iyileşmesi ve 2012 yılı sonu itibariyle başlayan Hepatit A aşı uygulamaları sonucunda Hepatit A görülme sıklığında ciddi azalma görülmüştür.

Hepatit B ve Hepatit C virüsleri uzun dönemde kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanserine yol açabildiği için ayrı bir öneme sahiptir. 

Hepatit B ve Hepatit C;
 
Kontrol edilmemiş kan ve kan ürünlerinin transfüzyonuyla,
Uygun şekilde steril edilmemiş cerrahi malzemelerin kullanıldığı tıbbi girişimler ya da diş hekimliği müdahaleleriyle,
Kullanılmış enjektör paylaşımıyla,
Tıraş bıçağı, diş fırçası gibi eşyaların paylaşımıyla,

Uygun şekilde steril edilmemiş araçlarla yapılan dövme,akupunktur ya da vücut takılarının uygulanmasıyla,
Hepatit B ve C taşıyıcılarının aile içi temasıyla,
Anneden bebeğe doğumda ve sonrasında,
Korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşabilir. 

Hepatit C virüsünün sık tanımlanan bulaşma yolları, kontamine kan ve kan ürünlerinin transfüzyonu, damar içi ilaç kullanımı, cerrahi ve diğer girişimsel işlemlerdir. Ayrıca cinsel yolla ve anneden bebeğe geçiş de diğer bulaşma yolları arasında yer almaktadır.

VİRAL HEPATİTLER YÖNÜNDEN RİSK ALTINDAKİ GRUPLAR

Kronik karaciğer hastalığı olan kişiler,
Pıhtılaşma faktör bozukluğu olan hastalar,
Sağlık çalışanları ve stajyer öğrenciler,
Hemodiyaliz hastaları, solid organ ve kemik iliği nakli adayları ve alıcıları,
Sık kan ve kan ürünü kullanmak zorunda kalan kişiler,
Madde bağımlıları,
Hepatit B taşıyıcılarının/hastalarının aile içi temaslılarından aşısız olanlar,
HBsAg pozitif annelerin çocukları,
Çok sayıda cinsel partneri olan ve seks işçileri ile cinsel ilişkide bulunan kişiler,
Eşcinsel/biseksüel erkekler,
Cezaevlerinde ve ıslahevlerinde bulunan hükümlüler ve çalışanlar,
Berberler-kuaförler, manikür-pedikürcüler,
Piercing, dövme yaptırmayı planlayan kişiler,
Zihinsel engelli bakımevlerinde bulunan kişiler,
Yetiştirme yurtlarında bulunan kişiler,
Güvenlik personeli (asker, polis vb. arasında kan ve hasta çıkartıları ile temas riski yüksek olanlar),
Kazalarda ve afetlerde ilk yardım uygulayan kişiler,
Hepatit A hastalığının sık olduğu ülkelere seyahat edecek seronegatif kişiler,
Kanalizasyon işçileri,
HBV sıklığının yüksek olduğu bölgelerden gelen göçmenler,
Anti-HCV pozitif annelerin çocukları,
Sık kan ve kan ürünü transfüzyonu olanlar,
Diş tedavisi ve tıbbi girişim geçirenler,
İmmunsüpresif hastalar.

Hepatit B hastalığından korunmanın en etkili yolu aşılanmadır. Hepatit B aşısı güvenli ve etkili bir aşı olup ülkemizde 1998 yılında rutin çocukluk çağı aşı takvimine eklenmiştir. Rutin çocukluk çağı Hepatit B aşılamalarını, 2005-2009 yılları arasında okullarda yapılan destek aşılamaları ve risk grubu aşılamaları izlemiştir.

Hepatit B aşısı ülkemizde bebeklere, ilk dozu doğumda, 2. ve 3. dozları ise 1 ve 6 aylıkken,  risk grubundaki kişilere ise 0, 1 ve 6 ay takvimi ile 3 doz olarak ve ücretsiz uygulanmaktadır.  Hepatit C virüsüne karşı aşı henüz bulunmamaktadır ancak kullanılmaya başlayan yeni ilaçlarla tedavide % 95 üzerinde iyileşme sağlanmaktadır. Aşı dışında hastalıktan korunmanın en etkili yolu bulaş yoluna ilişkin korunma önlemlerinin alınmasıdır.

Hepatit D virüsü, sadece hepatit B virüs (HBV) ile enfekte olan kişilerde hastalığa yol açabilmektedir. HBV’nin yokluğunda enfeksiyon yapamaz. Hafif seyreden HBV enfeksiyonunu daha ağır ve hızlı seyreden bir hastalığa dönüştürebilir. Bulaşma esas olarak perkütan yolla (damar içi madde bağımlılarında), kan ve kan ürünleri transfüzyonuyla olur, cinsel yolla bulaş ve anneden bebeğe bulaş riski düşüktür. 

Hepatit E virüsü (HEV) bulaşı fekal-oral yolla (hasta kişilerin dışkısından atılan virüsle kontamine su ve gıdaların tüketilmesiyle) gerçekleşmektedir. Erişkinlerde çocuklardan daha sık görülür, özellikle gebelikte geçirildiğinde hepatit E hastalığı daha ağır seyreder. Gebelerde son 3 aylık dönemde HEV enfeksiyonu geçirildiğinde düşük, erken doğum, ciddi karaciğer yetmezliği ile ölüm riskinin artmasına sebep olabilir. Hepatit E virüsünün spesifik bir tedavisi ve aşısı yoktur.

Viral hepatitlerin önlenmesinde en önemli basamak korunmadır. Hastalığı taşıyan pek çok kişide herhangi bir belirti ve bulgunun olmaması, viral hepatitler için pek çok kişinin kendisini risk grubunda görmemesi farkındalık çalışmalarını daha önemli hale getirmektedir.

Bakanlığımızca son 25 yıl içerisinde hepatit aşıları ve viral hepatitlerin tedavisi konusunda önemli adımlar atılmıştır. Hepatit B aşısının yaygın biçimde kullanılması ile yeni Hepatit B enfeksiyonu olgularında düşüş izlenmiş, böylece Hepatit B enfeksiyonuna bağlı kronik hastalıkların gelişiminin azaldığı görülmüştür. Ancak elde edilen büyük başarılara rağmen viral hepatitlerin önlenmesi ve kontrolü için yapılması gereken çok şey vardır. Bu nedenle viral hepatitlere yönelik sağlık politikalarımızı daha da geliştirerek multidisipliner bir yaklaşım ile ülkemiz için gerekli olan “Türkiye Viral Hepatit Önleme ve Kontrol Programı” hazırlanmıştır. Bu program kapsamında hastalığın bulaşmasının önlenmesine yönelik başta risk altındaki kişiler olmak üzere tüm toplumun farkındalığının arttırılması, hastalığın erken tespiti ve tedaviye yönlendirilmesi ile siroz ve kanser gelişiminin önlenmesi çalışmaları geliştirilmiştir.

Bilgilenin ve Korunun!

Paylaş